fft261_mf29494672.jpg
25/Haz/2018

Güneş ışınları, ultraviyole blokajlı olmayan güneş gözlükleri, uzun süre sıcakta kalma, hava akımına maruz olma, bilgisayar başında geçirilen zaman gözleri tehdit ederek, göz sağlığının bozulmasına sebep olabiliyor.
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tayfun Yeşilbalkan, ‘Yaz aylarında göz sağlığımız için tehdit oluşturan etkenlerin başında UV ışınları yer alıyor. Ultraviyole ışınlar yaklaşık 400 nanometrenin altındaki ışınlardır. Bunların gözle temasının engellenmesi gerekmektedir. Bu konuda alınacak en önemli tedbir UV blokajlı kaliteli güneş gözlükleridir.’ uyarısında bulunuyor.
Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Uzmanlarından Op. Dr. Tayfun Yeşilbalkan göz sağlığının nasıl korunması gerektiği konusunda önemli açıklamalar ve önerilerde bulundu.

Güneş göz sağlığımızı nasıl etkiler?
Ultraviyole A ve ultraviyole B ışınlarının gözün ön yüzeyinde tahriş oluşturabildiğini konusunda uyaran Yeşilbalkan, “Hatta halk arasında et beni denilen dokuların oluşmasında ve büyümesinde etkili olabiliyor. Katarak gelişimini sağlayabiliyor. Güneşe fazla maruz kalan insanlarda katarak gelişiminin daha hızlı meydana geldiği gözlemlenmiş. Hatta gözün arkasında sarı nokta hastalıklarına, gözün ön yüzeyinde yahut gözün arka yüzeyindeki tümöral oluşumlara bile yol açabileceği görülmüştür. Bu sebeplerle güneş gözlüğü ile gözlerimizi zararlı ışınlardan korumak bizim için çok önemli. Güneş gözlüğü seçerken çok dar çerçeveler değil, göz kapakları ile birlikte gözaltını da kapatacak daha geniş çerçeveler seçmeye özen göstermeliyiz.” dedi.

Kullanılan güneş gözlükleri gözümüzü zararlı ışınlardan koruyor mu?
Alınan güneş gözlüklerinin üzerinde bulunan etiketlere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Yeşilbalkan, “Güvenilir markaların güneş gözlüklerini kullanmalıyız. Bireysel olarak kullandığımız güneş gözlüğünün camlarının UV blokajlı olup olmadığını anlamak mümkün değil, bunu ölçen makineler mevcut. Kişinin yapması gereken güvenilir firmaların ürettiği orijinal gözlükleri kullanmak. Zararlı güneş ışınları gözümüzde ve göz çevremizde çeşitli sağlık sorunlarının yaşanmasına zemin hazırlıyor. UV blokajlı güneş gözlükleri ile bu problemleri ortadan kaldırmayı, göz sağlığımızı korumayı hedefliyoruz. Dolayısıyla kullandığımız gözlüğün bu özellikleri taşımaması demek, göz sağlığımızı korumaması demektir. Faydasının olmaması zaten gözümüz için en büyük zarar.” şeklinde konuştu.

Nasıl bir güneş gözlüğü kullanmalıyız?
Güneş ışınlarından korunabilmek için UV filtreli bir güneş gözlüğü kullanılması gerektiğini belirten Yeşilbalkan, “Cam saydamlığı net olacak, kontrastı azaltmayacak, parlamaya yol açmayacak. Araba kullanırken görmeyi azaltmaması çok önemli bir husus. Renkleri ayırt etmemizde olumsuzluk sağlamayacak. Açık kahverengi ve füme renkli camları olan gözlükleri en ideal camlar, saydığımız etkiler kapsamında en ideal cam renkleri.

Göz kuruluğunda güneşin etkileri
Uzun süre güneş, uzun süre sıcak, uzun süre hava akımı olan yerlerde gözyaşında daha fazla buharlaşma ve dolayısıyla daha fazla kuruma meydana geldiğine dikkat çeken Op. Dr. Tayfun Yeşilbalkan, bunun göz kuruluğu şikayetlerine neden olabildiğini, mevcutta göz kuruma sorunu olanlarda bu oranı arttırdığını söyledi.
Göz kuruluğunun gözyaşı sistemimizin yeterince göz suyunu üretememesi ya da fazlaca buharlaşmasıyla meydana geldiğini anlatan Yeşilbalkan, şöyle devam etti: “Kısacası gözyaşımızın azalması anlamına geliyor. Genellikle ileri yaşlarda ve hanımlarda menopoz sonrası hormonsal değişimlerle birlikte ortaya çıkıyor. Bunun yanında kimyasal yanıklardan, kazalardan bir takım ilaçlardan da meydana gelebiliyor. Genetik yatkınlık etkili olabiliyor. Hastalar genellikle kuruluk hissi, yanma, batma, yabancı cisim hissi, lens kullanımında zorluk şikayetleri ile geliyorlar. Kısa süreli bir muayene ile kuru göz tanısı konulabiliyor. Kuru göz tedavisinde daha önce de belirttiğim gibi tek kullanımlık yapay gözyaşı prepatlarını öneriyoruz. Yapay gözyaşı gün içinde arzu edilen sıklıkta kullanılabilir. Var olan gözyaşını korumak da çok önemlidir. Bu hususta kuru göz şikayeti olan hastalar, gözlük yanlarını kapatarak gözyaşını muhafaza edebilirler. Uyudukları odayı nemlendirme cihazları ile nemlendirebilirler. Ayrıca gözyaşını gözden uzaklaştıran küçük kanalcıklar uzman tarafından basit bir işlemle geçici ya da kalıcı olarak kapatılabilir.”

Bilgisayar ve göz sağlığı
Sürekli bilgisayar başında olanların da göz sağlığına dikkat etmesi gerektiği konusunda uyarıda bulunan Yeşilbalkan, “Yakına bakarken göz kaslarımızı yoğun çalıştırır ve yoğun efor sarf ederiz. Bu durum göz içinde ağrıya ve yorgunluğa neden olur. Bunun dışında göz kapama sıklığımız bilgisayar başında düşüş gösteriyor. Bu sebeple de göz yüzeyinde bozulmalar ve kurumalara sebep oluyor. Belirtileri ise yanma, batma, ışık kırılması, ağrı ve kamaşmadır. Bu belirtiler dinlendiğimiz zaman geçer. Fakat geçmiyorsa ihmal etmeden bir uzmana muayene olmak gerekir. İşimiz gereği uzun süre bilgisayar başında kalmak zorundaysak yeni teknoloji çözünürlüğü ve tarama sayısı iyi olan led ekranları tercih etmeliyiz.” dedi.


61518310_620x410-1200x794.jpg
25/Haz/2018

Şaşılıkta erken tedavinin önemine dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Onur Aydın, rahatsızlığın 7 yaşından önce tedavi edilmesinin önemli olduğunu belirterek, “7 yaş altında şaşılık ya da şaşılığa neden olan sebep ortadan kaldırılmaz ise o göz tembel kalır” uyarısında bulundu.

Şaşılıkta erken tedavinin önemine dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Onur Aydın, rahatsızlığın 7 yaşından önce tedavi edilmesinin önemli olduğunu belirterek, “7 yaş altında şaşılık ya da şaşılığa neden olan sebep ortadan kaldırılmaz ise o göz tembel kalır” uyarısında bulundu.
Şaşılığı “Gözlerin paralelliğinin beyin tarafından kurulamamasıdır” şeklinde tanımlayan Özel Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Onur Aydın, “Aslında tam anlamıyla bir göz hastalığı değildir fakat doğumdan itibaren beynin her iki gözü paralel olarak kumanda edememesi sonucu gözlerden bir tanesinin paralelliği bozmasıyla ortaya çıkar. Bunun temelinde bir yaşının altında ortaya çıkan infantil dediğimiz doğumsal şaşılıklar olabildiği gibi 1,52 yaşında ortaya çıkan göz bozuklukları da bulunabilmektedir. Bunların haricinde doğumsal kataraktlarda bir göz eğer katarakt nedeniyle görmüyorsa, bu hastalarda görmeyen göz kendini şaşılık ile belli eder. Çocukluk çağlarında geçirilmiş havaleler, yüksek ateşli hastalıklar yine gözlerde kasılmalara neden olacağı için bunlar da yüksek göz numarasıyla beraber şaşılık ile karşımıza gelebiliyor. Erişkin yaşta ise travmalar, diyabet, hipertansiyon ve yüksek numaralı göz bozuklukları şaşılığın en sık görülen nedenleri arasında yer alıyor” dedi.
Şaşılıkta erken başlanan tedavinin büyük fayda sağladığını belirten Op. Dr. Onur Aydın, “En önemli grup 7 yaş altındaki gruptur. Çünkü 7 yaş altında şaşılık ya da şaşılığa neden olan sebep ortadan kaldırılmaz ise o göz tembel kalır. Tembelleşme olduktan sonra siz 78 yaşında da tedavi etseniz bile o gözün ömür boyu az görme ya da kaymanın tekrar ortaya çıkma ihtimal yüksektir. Eğer hasta çocuksa cerrahi müdahalenin yapılabileceği en erken yaş 1,5 yaşıdır. Tabi ki biz bebek 89 aylık iken şaşılığı görüyoruz fakat hasta henüz süt bebeği olduğu için, anne ve babanın da psikolojik olarak kendini hazırlaması için muayenesini tamamlıyoruz, aileye hazırlıklı olmalarını, 1,52 yaş bandında bebeğin ameliyat edileceğini bildiriyoruz. Bu sürece kadar tedavi yöntemleri uygulanıyor lakin bebeklikte oluşan şaşılığın tedavisi ağırlıklı olarak cerrahi müdahale gerektiriyor” diye konuştu.

“Görme bozukluğu şaşılığa sebep oluyor”
Göz bozukluğu ile karşılarına çıkan şaşılıkların genellikle ilkokul çağında ortaya çıktığını vurgulayan Dr. Aydın, şöyle devam etti : “Bu tür şaşılıklarda cerrahi müdahaleye gerek kalmadan gözlük kullanımı ile tedavi genellikle başarılı sonuç veriyor. Şaşılık tedavisinde her zaman basamaklı tedavi uygulamak hem hasta için hem de yakınları için en ideal olanıdır. Birinci basamak muayenedir. Ezbere hareket etmemek kaymanın nedenini bulmak çok önemlidir. Göz kaymasının nedenlerini araştırmak, göz kaymasının temelinde göz bozukluğunun olup olmadığını teşhis etmek gerekmektedir. Göz arkasında problemler, hastalıklar var mı diye kontrol edilmelidir. Gerekiyorsa bir müddet gözlük ile tedavi, bunun yanında zayıf gören gözü çalıştırmak için sağlam gözün kapatılması denenmelidir. Tüm bunlara rağmen sonuç alınamıyorsa üçüncü basamak, cerrahi tedavidir. Cerrahi müdahaleler çok yüksek oranda başarı ile sonuçlanır.”

Botoks şaşılık tedavisinde kullanılıyor
Son dönemlerde botoks olarak bilinen botulinum toksininin şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlanıldığını da hatırlatan Dr. Aydın, “Bunları genellikle küçük açılı kaymalarda kullanıyoruz. Hasta ve yakınları görsel olarak rahatsız ise cerrahi müdahalenin de fazla geleceğini düşündüğümüz hastaların çok çalışan kasının içine botoks enjeksiyonu yapıyoruz. Böylece karşı taraftaki kasları kuvvetlendirmek yöntemiyle cerrahi müdahaleye gerek kalmadan şaşılık tedavisini uyguluyoruz. Şaşılıkta başarı şansını etkileyen en büyük etkenlerden biri üç boyutlu görme yani uzaysal görmedir. Örneğin sağlıklı göz sinemada üç boyutlu görmeyi yakalayabilir. Üç boyutlu görüntü, beynimizin her iki gözün uzaysal algılarını birleştirmesi ile meydana gelir. Fakat gözlerden biri tembel ise üç boyutlu sinemada kişinin derinlikli görmeyi kaybettiği fark edilir. Şaşılıkta da bir göz eğer az görüyorsa ya da bu gözün problemleri bebeklik çağına dayanıyorsa, ailesel ve çevresel etkenler ile zamanında ameliyat olamadıysa uzaysal görme yetisi kaybedilmiş oluyor” diye konuştu.

Şaşılık ve genetik
Dr. Aydın, şu bilgileri verdi: “Kuşak atlayabilir fakat genetik nedenler etkilidir. Bir üst kuşakta şaşılığı göremeyebilirsiniz fakat onun üzerindeki kuşaklarda şaşılık ile karşılaşılabilir. Bu yüzden gözdeki görme ne kadar iyiyse, beynin gözleri kumanda edebilme gücü ne kadar iyiyse yani üç boyutlu görüntümüzü ne kadar iyi kurabiliyorsak şaşılık ihtimali o kadar düşüktür. Hastanın gözü ameliyattan sonra az görüyorsa, beynin kumanda gücü zayıfsa, yani ameliyattan sonra da üç boyutlu görmeyi yakalayamıyorsa yeniden şaşılık olabilme ihtimali karşımıza çıkıyor. Ameliyatlar ile yapılmaya çalışılan beyne unuttuğu gözü hatırlatmak ve kumanda etmesine yardım sağlamaktır. Ne kadar erken zamanda tedavi olmaya başlarsanız başarı şansınız o kadar iyidir. Çocuklar okul çağına gelmeden önce muhakkak göz bozukluğu olup olmadığı kontrol edilmelidir. Gözün arkasında hastalığın olup olmadığına bakılması gerekir. Eğer gözün bir tanesi az görüyorsa, biz buna ‘tembel göz’ diyoruz, bu durumda diğer gözün gün içinde kapatılarak zayıf olan gözün çalıştırılması gerekmektedir. Tüm bunlara rağmen kayma devam ediyorsa ameliyat edilir. Bizim belirdiğimiz zaman diliminde ameliyat edilen hastalarda başarı oranı her zaman yüksektir. Özellikle doğuştan kaymalarda bebeği 18 aylık iken ameliyat etmemizin sebebi, üç boyutlu uzaysal görüntünün yaklaşık 2,5 yaş civarında kapanmasıdır. Yani beyin, ‘bu göz kayıyor, ben diğer gözle yaşarım’ der ve diğer gözü kendi haline bırakır. Zamanı geçtikten sonra ameliyat edilse dahi çocuk sağlıklı gözlerin gördüğü üç boyutlu görüntüye kavuşamaz. Bu sebeple bebeklerde erken tanı, teşhis ve tedavi hayati önem taşımaktadır.”