DSC_0001-1200x800.jpg
02/Eyl/2018

Dr. Ayfer Aksöz, “Kontakt lens kullananlar havuz veya denizde günlük lens kullanmalılar, çıkınca lenslerini atmaları enfeksiyon ve alerji riskini azaltır” dedi.

 

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayfer Aksöz, havuzlarda oluşabilecek göz hastalıkları için uyarılarda bulundu. Aksöz, havuzlarda kullanılan dezenfektan maddelerin özellikle klorun, bünyesi alerjiye yatkın kişiler ve çocuklarda rahatsızlıklar oluşturduğunu belirten Op. Dr. Ayfer Aksöz, “Dezenfeksiyonda kullanılan klorun oranı önemli, fazla olursa vücut ile gözde alerji ve tahrişlere neden olur. Az olursa yeterli dezenfeksiyon sağlanamaz. Bu yüzden klorlaması düzgün yapılan ve su numunesi alınarak denetlenen havuzların tercih edilmesi gerekiyor. Havuzdan mikrop bulaşma riski denizden daha fazladır. Havuzda mikrobik konjonktivit, klora bağlı tahriş veya alerjik konjonktivit ortaya çıkabilir. Mikrobik konjonktivitler bakteriyel veya virutik olabilir. Konjonktivitli bir hasta 7-14 gün süre ile hastalığını başkalarına bulaştırabilir. Bu yüzden deniz veya havuza girmemesi uygundur. Enfeksiyonlu kişiler gözde kızarıklık, çapaklanma, kaşıntı, ağrı gibi şikayetlerle bize başvuruyorlar. Gerekli muayeneler ile tanı koyup tedavilerini düzenliyoruz” dedi.

 

“Çıkınca lenslerini atmaları enfeksiyon ve alerji riskini azaltır”

 

Çocukların çocuk havuzuna girmelerinin uygun olduğunu belirten Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Aksöz, çocukların havuza yüzücü gözlüğü ile girmelerini ve çıkınca mutlaka duş almalarını, bunu yetişkinlerin de uygulamalarını önerdi. Yaz mevsiminde göz sağlığını korumak için önemli tavsiyeler veren Op. Dr. Ayfer Aksöz şunları kaydetti:

 

“Kontakt lens kullananlar havuz veya denizde günlük lens kullanmalılar, çıkınca lenslerini atmaları enfeksiyon ve alerji riskini azaltır. Güneş ışınlarının kornea, lens ve retina üzerine zararlı etkileri mevcuttur. Bu yüzden güneş gözlüğü mutlaka optisyenden alınmalıdır, ultraviyole ışınlarını emici özelliği olmalıdır. Eğer kişi gözünden operasyon geçirmişse 1 ay süre ile denize havuza girmemeli ne zaman girebileceği konusunda doktoruna danışmalıdır.”

 


DSC_0017-1200x800.jpg
02/Eyl/2018

Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Kurucu Ortaklarından Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Melih Türe bebeklerde ve çocuklarda göz kapağı düşüklüğünün önemsenmesi gerektiğini belirterek ‘göz kapağı düşüklüğü kalıcı göz tembelliğine sebep olabilir’ dedi.

Bebeklerde doğuştan gelen göz kapağı düşüklüğünün nedenini çok iyi araştırmak gerektiğini, sebebin göz kapağı kaslarının çalışmamasından, nörolojik bir durumdan ya da kas hastalıklarından kaynaklanabileceğini ifade eden Op. Dr. Melih Türe, ‘Göz kapakları vücudun en dinamik organlarından birisidir. Gözün nemliliğini sağlamak, korumak, gözün ön yüzeyini temizlemek ve beslemek açısından göz sağlığının temel taşlarındandır. Göz kapağı refleks olarak dakikada 12 -16 arasında sürekli açılıp kapanan bir dokudur. Göz kapağını arabanın sileceği gibi düşünürsek bütün göz yüzeyini koruyan, gözün nemliliğini ve mükemmel görüşü sağlayan, oküler yüzeyin en öndeki penceresini temizleyen bir dokudur.

Doğuştan göz kapağı düşüklüğü nedenlerini belirten Op. Dr. Melih Türe, ‘Göz kapağı bozukluklarını yetişkinlerde olan göz kapağı bozuklukları ve çocuklarda olan göz kapağı bozuklukları olarak iki gruba ayırabiliriz. Sıklık derecesine göre değerlendirecek olursak çocuklarda en çok pitozis dediğimiz doğuştan göz kapağı düşüklüklerini görüyoruz. Bu genellikle doğuştan göz kapağını çalıştıran kasların gelişim bozukluğuna bağlı olarak meydana geliyor. Tedavisi kesinlikle cerrahi, burada önemli olan ameliyatın zamanına karar vermek. Başarılı sonuç alabilmek için hastanın doğru tanımlanması gerekiyor. En sık rastlanan doğuştan göz kapağı kaslarının çalışmaması olsa da nadir olarak göz kapağı düşüklüğünün nedeni nörolojik ya da kas hastalıkları da olabiliyor’ dedi.

‘Çocuğum Öğrenmiyor Demeyin Göz Muayenesine Getirin’

Tedavi sürecine geç kalındığında gözün ömür boyu tembel kalma riskinin olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Türe, ‘Tedavide temel ilke gözün tembel kalmasının önüne geçmek, göz kapağı düşüklüğünü ve tembellik riskini ortadan kaldırmaktır. Özellikle göz kapağı düşüklüğüne bağlı, tembellik gelişen çocuklarda göz kapağını ameliyatla yeniden normale çevirseniz bile tembellik ömür boyu kalıcı hal alabilir. Görmeyen göz öğrenemez, aileler göz kapağı düşüklüğünü önemsemediği takdirde, çocukluk döneminde hastanın yaşıtlarından daha geç öğrendiğini, okumaktan yazmaktan kaçındığını görüyoruz.’ dedi.

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Melih Türe göz tembelliğinin nedenlerini ve tedavi şekillerini şöyle açıkladı;

Tembellik iki nedenle meydana geliyor. Birincisi gözün göz bebeğini yani görme aksını kapatması sonucu görme kaybına bağlı göz tembelliği, bundan daha sık görülen ikinci neden ise göz kapağının göz yüzeyine düşük olması ve yüksek astigmata yol açması. Eğer bu riskli durumlar varsa tıbben erken cerrahi yapılmak zorunda. Cerrahide de genellikle hastanın kendi kası çok az çalıştığı için ya bir slikon materyalle ya da hasta üç –dört yaşından büyük ise bacaktan aldığımız bir dokunun frontal askı cerrahisi dediğimiz göz kapağını alın ve kas kaşına bağlamak yöntemiyle tedavi ediyoruz. Bu tedavi ile göz kapağı yukarı kalkıyor. Ameliyatta önemli olan cerrahinin zamanlaması, cerrahinin şekli ve cerrahi sonrası bakımdır. Gözün kuru kalmaması için pek çok önlem almak ve yakın takip gerekiyor. Eğer gözde tembellik riski yoksa, göz kapağı düşüklüğüne bağlı estetik kaygıyı gidermek için önerdiğimiz operasyon zamanı hastanın ilkokula başlamadan önceki çağı.

Biz genellikle vakaları ailelerin bebeklik çağındaki göz kapağı düşüklüğünü önemsememesinden dolayı erişkin yaş grubuna doğru görüyoruz ve cerrahi tedavi ile düzeltiyoruz. Ailelerin göz kapağı düşüklüğüne bağlı tembellik riskinin olduğunu bilmesi ve tembelliğin önüne geçebilmek için erken tanının konarak, bir an önce cerrahi yapılması çok önemli. Tembellik geliştikten sonra bunun maalesef bir tedavisi olmuyor. Göz kapağı düşüklüğü fark edildiği zaman hemen muayene edilip, tembellik veya tembellik riski olup olmadığının değerlendirilmesi gerekiyor. Ailenin hem hastalığın tanınması açısından hem de tedavi süresince uyumlu olması da tedavi sürecinde büyük önem arz ediyor.

Göz Kapağı Şekil Bozuklukları

Nadir olarak doğuştan göz kapağı bozukluklarının da olabildiğine değinen Op. Dr. Melih Türe, ‘Nadir olarak bebek ve çocuklarda doğuştan göz kapağı şekil bozuklukları da olabiliyor. Buna ilaveten ailesel göz kapağı özel sendromları karşımıza çıkabiliyor. Tüm bunların temel tedavisi cerrahi ve operasyonlardan yüzde yüze yakın başarılı sonuçlar alıyoruz’ dedi.

Gelişen Görme Kaybı Geri Gelmiyor                          

Üstünde durulması gereken hususun bebeklerde ve çocuklarda göz kapağı düşüklüğü olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Türe, ‘bebeklerde ve çocuklarda göz kapağı düşüklüğü önemli bir durumdur, ihmal edilmemesi gerekmektedir. Göz tembelliği geliştikten sonra yapılacak olan cerrahinin görme kaybını geri getirmek için sağlayacağı fayda yoktur’ dedi.

 


02/Eyl/2018

Tedavi ve estetik görünüm nedeni ile tercih edilen kontakt lenslerin kullanımının hem ülkemizde hem de dünyada oldukça yaygınlaştığını söyleyen Op. Dr. Fırat Akkoç denize ve havuza girerken, spor yaparken kontakt lens kullanımına dair dikkat edilmesi gereken hususları aktardı.

 

‘Kontakt lensler, gözün dış yüzeyinde bulunan kornea ve sklera gibi tabakaların üzerine yerleştirilebilen, kırma kusurlarını düzeltme amacıyla kullanılabilen protezlerdir’ diyen Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fırat Akkoç ‘Kontakt lensler Miyop, Astigmatizma ve Hipermetropi gibi kırma kusurlarının düzeltilmelerinde kullanılmaktadır. Katarakt ya da travma gibi nedenlerle doğal göz içi merceğini kaybetmiş ama cerrahi yolla göz içi lens yerleştirilememiş hastalarda bir tedavi seçeneğidir. Göz rengini değiştirmek ya da iris tabakası olmayan hastalarda estetik görünüm amacıyla tercih edilmektedir. Kornea yüzey hastalıklarında iyileşmeyi hızlandırmak için, yine bir kornea hastalığı olan keretokonusta görmeyi artırmak amacıyla kullanılmaktadır’ dedi

 

Kontakt Lensler Birtakım Sorunlara Yol Açabilir

Ülkemizde ve dünyada kontakt lens kullanım oranlarının çok yüksek olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Fırat Akkoç, ‘kontakt lens kullanımında korneal enfeksiyon, alerji, göz kuruluğu gibi sorunlar yaşanabilir. Bu tür durumlarda hekime müracaat edilmeli ve gerekli tedavi yapılmalıdır. Hastanın kontakt lens kullanımına gerekli muayeneden sonra mutlaka bir göz hekimi karar vermelidir. Göz hekimi biomikroskopik muayenenin yanı sıra, kontakt lensin eğrilik yarı çapı, tüm çapı, dioptri gücü, merkezi kalınlığı, su içeriği gibi bir takım parametreleri belirlemelidir. Dolayısıyla hekim muayenesi olmadan kontakt lens kullanılmamalıdır. Herhangi bir sorun yaşanmadan hasta kontakt lens kullanıyorsa dahi senede en az bir defa göz muayenesi yapılmalıdır’ dedi.

Kontakt Lens İle Denize Girilir Mi?

Kontakt lenslerin deniz ile havuz suyundaki çeşitli kimyasal madde ve mikroorganizmalardan etkilenebileceğini belirten Dr. Akkoç şu açıklamalarda bulundu,

‘Kontakt lens ile denize girilebilir ancak deniz ve havuz sularında bazı çok tehlikeli mikroorganizmalar bulunabilmektedir. Bunlar gözde çok ağır seyredebilecek rahatsızlıklara yol açabilir. Dolayısıyla denize kontakt lens ile girmeyi tercih edenlere, su geçirmeyen deniz gözlükleri kullanımını tavsiye ediyoruz.

Prezervan yani koruyucu madde içermeyen göz damlalarını, gözümüzde kontakt lens varken kullanmakta bir sakınca yoktur. Diğer damlalar ancak lens gözden çıkarıldıktan sonra kullanılabilir. Alkol, eter, kolonya, saç spreyi, çamaşır suyu bir takım kimyasal maddeler lense zarar verebilir.

En sık karşılaştığımız sorulardan biri de ‘gözümde lens varken spor yapabilir miyim?’ sorusu oluyor. Hasta hekim kontrolü ile göz yapısına uygun bir kontakt lens kullanıyorsa en hareketli sporları bile lensi ile yapabilir. Kontakt lens spor sırasında daha geniş bir görme alanı ve görme keskinliği sağlayabilmektedir.’


DSC_0017-1200x800.jpg
02/Eyl/2018

Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Kurucu Ortaklarından Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Melih Türe bebeklerde ve çocuklarda göz kapağı düşüklüğünün önemsenmesi gerektiğini belirterek ‘göz kapağı düşüklüğü kalıcı göz tembelliğine sebep olabilir’ dedi.

Bebeklerde doğuştan gelen göz kapağı düşüklüğünün nedenini çok iyi araştırmak gerektiğini, sebebin göz kapağı kaslarının çalışmamasından, nörolojik bir durumdan ya da kas hastalıklarından kaynaklanabileceğini ifade eden Op. Dr. Melih Türe, ‘Göz kapakları vücudun en dinamik organlarından birisidir. Gözün nemliliğini sağlamak, korumak, gözün ön yüzeyini temizlemek ve beslemek açısından göz sağlığının temel taşlarındandır. Göz kapağı refleks olarak dakikada 12 -16 arasında sürekli açılıp kapanan bir dokudur. Göz kapağını arabanın sileceği gibi düşünürsek bütün göz yüzeyini koruyan, gözün nemliliğini ve mükemmel görüşü sağlayan, oküler yüzeyin en öndeki penceresini temizleyen bir dokudur.

Doğuştan göz kapağı düşüklüğü nedenlerini belirten Op. Dr. Melih Türe, ‘Göz kapağı bozukluklarını yetişkinlerde olan göz kapağı bozuklukları ve çocuklarda olan göz kapağı bozuklukları olarak iki gruba ayırabiliriz. Sıklık derecesine göre değerlendirecek olursak çocuklarda en çok pitozis dediğimiz doğuştan göz kapağı düşüklüklerini görüyoruz. Bu genellikle doğuştan göz kapağını çalıştıran kasların gelişim bozukluğuna bağlı olarak meydana geliyor. Tedavisi kesinlikle cerrahi, burada önemli olan ameliyatın zamanına karar vermek. Başarılı sonuç alabilmek için hastanın doğru tanımlanması gerekiyor. En sık rastlanan doğuştan göz kapağı kaslarının çalışmaması olsa da nadir olarak göz kapağı düşüklüğünün nedeni nörolojik ya da kas hastalıkları da olabiliyor’ dedi.

‘Çocuğum Öğrenmiyor Demeyin Göz Muayenesine Getirin’

Tedavi sürecine geç kalındığında gözün ömür boyu tembel kalma riskinin olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Türe, ‘Tedavide temel ilke gözün tembel kalmasının önüne geçmek, göz kapağı düşüklüğünü ve tembellik riskini ortadan kaldırmaktır. Özellikle göz kapağı düşüklüğüne bağlı, tembellik gelişen çocuklarda göz kapağını ameliyatla yeniden normale çevirseniz bile tembellik ömür boyu kalıcı hal alabilir. Görmeyen göz öğrenemez, aileler göz kapağı düşüklüğünü önemsemediği takdirde, çocukluk döneminde hastanın yaşıtlarından daha geç öğrendiğini, okumaktan yazmaktan kaçındığını görüyoruz.’ dedi.

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Melih Türe göz tembelliğinin nedenlerini ve tedavi şekillerini şöyle açıkladı;

Tembellik iki nedenle meydana geliyor. Birincisi gözün göz bebeğini yani görme aksını kapatması sonucu görme kaybına bağlı göz tembelliği, bundan daha sık görülen ikinci neden ise göz kapağının göz yüzeyine düşük olması ve yüksek astigmata yol açması. Eğer bu riskli durumlar varsa tıbben erken cerrahi yapılmak zorunda. Cerrahide de genellikle hastanın kendi kası çok az çalıştığı için ya bir slikon materyalle ya da hasta üç –dört yaşından büyük ise bacaktan aldığımız bir dokunun frontal askı cerrahisi dediğimiz göz kapağını alın ve kas kaşına bağlamak yöntemiyle tedavi ediyoruz. Bu tedavi ile göz kapağı yukarı kalkıyor. Ameliyatta önemli olan cerrahinin zamanlaması, cerrahinin şekli ve cerrahi sonrası bakımdır. Gözün kuru kalmaması için pek çok önlem almak ve yakın takip gerekiyor. Eğer gözde tembellik riski yoksa, göz kapağı düşüklüğüne bağlı estetik kaygıyı gidermek için önerdiğimiz operasyon zamanı hastanın ilkokula başlamadan önceki çağı.

Biz genellikle vakaları ailelerin bebeklik çağındaki göz kapağı düşüklüğünü önemsememesinden dolayı erişkin yaş grubuna doğru görüyoruz ve cerrahi tedavi ile düzeltiyoruz. Ailelerin göz kapağı düşüklüğüne bağlı tembellik riskinin olduğunu bilmesi ve tembelliğin önüne geçebilmek için erken tanının konarak, bir an önce cerrahi yapılması çok önemli. Tembellik geliştikten sonra bunun maalesef bir tedavisi olmuyor. Göz kapağı düşüklüğü fark edildiği zaman hemen muayene edilip, tembellik veya tembellik riski olup olmadığının değerlendirilmesi gerekiyor. Ailenin hem hastalığın tanınması açısından hem de tedavi süresince uyumlu olması da tedavi sürecinde büyük önem arz ediyor.

Göz Kapağı Şekil Bozuklukları

Nadir olarak doğuştan göz kapağı bozukluklarının da olabildiğine değinen Op. Dr. Melih Türe, ‘Nadir olarak bebek ve çocuklarda doğuştan göz kapağı şekil bozuklukları da olabiliyor. Buna ilaveten ailesel göz kapağı özel sendromları karşımıza çıkabiliyor. Tüm bunların temel tedavisi cerrahi ve operasyonlardan yüzde yüze yakın başarılı sonuçlar alıyoruz’ dedi.

Gelişen Görme Kaybı Geri Gelmiyor

Üstünde durulması gereken hususun bebeklerde ve çocuklarda göz kapağı düşüklüğü olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Türe, ‘bebeklerde ve çocuklarda göz kapağı düşüklüğü önemli bir durumdur, ihmal edilmemesi gerekmektedir. Göz tembelliği geliştikten sonra yapılacak olan cerrahinin görme kaybını geri getirmek için sağlayacağı fayda yoktur’ dedi.

 


melih-türe1-1200x800.jpg
02/Eyl/2018

Kadınların korkulu rüyası olan gözaltı torbaları, göz kapağı düşüklüğü ve göz çevresinde beliren kırışıklıklar kişiyi olduğundan daha yaşlı gösterirken, estetik kaygıyı artırıyor. Uykusuz ve yorgun görünmenize sebep oluyor. Göz ve Göz Çevresi Estetiği olarak bilinen Oküloplasti göz çevresi ve göz kapağına yönelik tüm sorunları ortadan kaldırıyor.

 

Ender olarak erken yaş dönemleri sık olarak da orta yaş grubunda karşılaşılan göz kapağı şekil bozuklukları, gözaltı torbaları ve göz çevresi kırışıklıklarına yönelik yapılan cerrahinin yüzde yüze yakın başarısı olduğunu belirten Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Kurucu Ortağı, Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Melih Türe ‘alt göz kapağının içe veya dışa dönmesi, kirpiklerin göze batması vakaları ile sıkça karşılıyoruz. Bu durum yaş ilerledikçe dokuların dejenerasyonu ile ortaya çıkıyor. Buna ilaveten göz kaşımayla zaman içerisinde göz kapağını yerinde tutan dinamik dokuların gevşemesine neden olunuyor. Göz kapağı dışa ya da içe dönüyor. Burada çözüm cerrahi oluyor, çünkü göz kapağı göz yüzeyinden ayrılmışsa veya göz yüzeyine dönmüşse göz yüzeyini bozabiliyor, gözün kuru kalmasına neden olabiliyor’ dedi.

‘Göz Şekli Bozuklukları Sürekli Baş Ağrısına Sebep Olur’

İleri yaş gruplarında göz kapağı düşüklüklerinin sıklıkla görüldüğüne vurgu yapan Op. Dr. Melih Türe ‘Göz kapağını kaldıran kas yaşa bağlı veya yıllarca kaşıma benzeri travmalarla gevşer ve bunun sonucu olarak göz kapağı normal bulunması gereken yükseklikten daha aşağıda bulunur. İlişkin yaş grubunda göz kapağı düşüklüğünde de temel tedavi cerrahidir. Çocuklarda yapılan cerrahiden daha basit bir prosedürle ve daha yüksek bir başarıyla gerçekleştirilir. Erişkin yaş grubunda en sık gördüğümüz sorunların başında göz kapağının total düşmesi gelirken ikinci sırada göz kapağı cildinin sarkması gelir. Göz kapağı dinamik olarak düşük değildir ama göz kapağındaki derinin sarkması sonucu düşme meydana gelmiştir. Hastalarda estetik kaygılar oluşur, estetik kaygının yanı sıra hastalar göz kapağındaki yığılmaları ortadan kaldırmak için sürekli kaşlarını yukarı kaldırır. Bu durum da özellikle alın bölgesindeki kırışıklıkların artmasına ve alın bölgesinde sürekli devam eden bir ağrıya neden olur. Hastalarımız genellikle ağrının nedenini bulmak için nöroloji, kulak burun boğaz gibi pek çok bölüme başvururlar. Sonuç alamazlar, çünkü nedeni sürekli kaşları kaldırmaktır’ dedi.

Göz şeklinde meydana gelen bozukluların kirpik düşmesine sebep olduğunun altını çizen Türe, ‘sağlıklı kirpikler yay gibi yukarıya doğru kavislidir. Göz kapağındaki sarkmış olan cilt dokusu, kirpiklerin kavisini bozarak kirpikleri öne doğru eğer. Sürekli basın sonucu kirpiklerde düşme meydana gelir. Ameliyat yapsak bile bu kirpik düşmelerini normale indiremeyiz. Onun için kirpik düşmesi olmadan önce ameliyatın yapılması gereklidir. Bu ameliyata biz Blefaroplasti ameliyatı diyoruz. Blefaroplasti ameliyatının pek çok yöntemi var. Kaşın düşük olmasıyla beraber hem kaşın yükseltilmesi hem de fazla dokuların ortadan kaldırılması gerekiyor. En önemlisi hastanın fonksiyonlarını düzeltiyoruz. Yani bu kaş kaldırma refleksi ortadan kalkıyor. Hastalar genellikle bunu ‘Gözlerimden bir ton yük kalktı’ ifadesiyle dile getiriyor. Hem göz kapaklarının estetik düzenlemesini yapıyoruz hem de fonksiyonlarını yerine getirebiliyoruz. Ameliyatlarda farklı yöntemler uygulanıyor. Göz kapağı dinamik bir organdır. Sadece estetik kaygıyla yaparsanız göz kapağında estetik bir görünüm sağlarsınız ama göz kapağı fonksiyonlarını düşünmeden yaparsanız göz sağlığını bozabilirsiniz.

Bu tür ameliyatları genellikle Oküloplastik Cerrahi uzmanları yapmalıdır. Çünkü göz çevresi dokularının fonksiyonunu en iyi bilen göz hekimleridir. Yani buradaki temel amacımız fonksiyonel ve estetik düzeltmeyi yarar-zarar oranını düşünerek çok ince hesaplar yaparak gerçekleştirmektir. Çünkü uyguladığımız ve çalıştığımız alan hareketsiz bir doku değil vücudun en fonksiyonel alanıdır. Bu yüzden ameliyatı işi bilen cerrahların yapmasında fayda var’ şeklinde konuştu.

Tek Ameliyat İle Göz Altı Torbalarından ve Göz Çevresi Çizgilerinden Kurtulabiliriz

Son zamanlarda erken yaşlarda gözaltı torbası sorunuyla sıkça karşılaştıklarını belirten Op. Dr. Melih Türe, ‘erken yaşlarda meydana gelen gözaltı torbaları genetik olabileceği gibi, uyku düzensizliği, sigara ve alkol tüketimi, cilt tipi ve yanlış kozmetik kullanımı sonucu da oluşabiliyor. İleri yaşlarda ise yaşa bağlı gelişiyor. Tek ameliyat ile hem alt hem de üst göz kapağındaki yağlanmaları gideriyor, göz çevresinde oluşan çizgileri, yağ fıtıklarını tamamen ortadan kaldırabiliyoruz’ dedi.

 


op.-dr.-onur-aydın-1-1200x800.jpeg
02/Eyl/2018

Sevgilisinin gözlerine özgürce bakabilmek için şaşılık ameliyatı olmaya karar veren yirmi sekiz yaşındaki Uğur Çelik ameliyatın ardından çok mutlu olduğunu, artık insanlarla göz göze gelmekten korkmadığını söyledi.

 

1993 senesinden beri gözlük kullandığını belirten Çelik, ‘Sol gözümde görme tembelliği vardı, görme tembelliği dolayısıyla zaman içinde şaşılık meydana geldi. Şaşılığın giderek arttığı her geçen gün kendimi çok daha kötü hissetmeye başladım. Psikolojim çok bozulmuştu. İnsanlarla göz göze gelmekten kaçıyordum. Göz göze geldiğim herkes dikkatle bir sol gözüme, bir sağ gözüme bakıyor, sanki hangi gözümün görmediğini, hangi gözümün gördüğünü öğrenmek istiyordu, öyle hissediyordum. Şaşılıktan dolayı sosyal ilişkiler kurmakta zorlanıyordum. İnsanlardan kaçıyordum.

Ameliyat olmayı birçok defa düşündüm fakat içimdeki korku ya da bozulan psikolojim ameliyat kararı almama engel oldu. Bu durum çalışma hayatıma da yansıyordu eğer mutsuz, huzursuz iseniz bu sizi her alanda geri çekiyor.

Kız arkadaşım oldu fakat onun gözlerine hiçbir zaman özgürce, korkusuzca bakamadım. Şaşılık ameliyatı olmam için beni o cesaretlendirdi, onun verdiği destek ile onun gözlerine bakabilmek için ameliyat kararı aldım. Kız arkadaşımla birlikte yaptığımız araştırmalarda Op. Dr. Onur Aydın’ın şaşılık ameliyatlarındaki başarısını gördük. Kendisinden randevu aldık. Sağ olsun benimle çok yakından ilgilendi, bana büyük cesaret verdi. Ölçümlerimi yaptı, ameliyat gününü kararlaştırdık, bu süreçte aklıma takılan, içimi kemiren her türlü sorumu uzun uzun anlatarak cevapladı. Çok başarılı bir operasyon geçirdim. Korkacak bir şeyin olmadığını ameliyat sonrasında anladım. Hiç ağrım sızım olmadı, operasyonun ardından sadece bir kızarıklık oldu o da kullandığım damla ve merhemlerle geçti. Şimdi çok mutluyum, insanların yüzüne, korkusuzca gözlerine bakabilmek müthiş bir duygu.  Bu duyguyu yaşayabilmeyi kız arkadaşıma ve doktorum Onur Aydın’a borçluyum, ikisine de çok teşekkür ediyorum’ dedi.

‘Kronik Hale Gelen Baş Ağrısından Kurtuldum’

Gözde meydana gelen kayba sebebiyle yıllarca baş ağrısı çektiğini vurgulayan Çelik ‘Baş ağrısı çekmediğim tek bir an yoktu, gözümün kayması sebebiyle sürekli baş ağrısı çekiyordum. Ameliyat sonrası bu ağrıdan da kurtuldum, ağrının sebebi gözümün kaymasıymış. Benim insanlara tavsiyem şaşılık ameliyatı için hiçbir yaş geç değil, muhakkak tedavi olsunlar, kendilerini ve sevdiklerini cezalandırmasınlar, hayatlarından çalmasınlar’ dedi.

‘Şaşılık Tedavisi İçin Hiçbir Yaş Geç Değil’

Ameliyatı gerçekleştiren Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Onur Aydın, ‘şaşılık gözlerin paralelliğinin beyin tarafından kurulamamasıdır. Bunun çok çeşitli nedenleri olabiliyor bu yüzden tedaviye şaşılığın sebebin iyi araştırılarak başlanması büyük önem teşkil ediyor. Yaptığımız tetkiklerde hastamızın sol gözünde görme kaybı tespit ettik. Görme kaybından dolayı gözde tembellik meydana gelmiş. Göz tembelliği tedavi edilmediği için de beyin sağ göze odaklanarak, sol gözü devre dışı bırakmış yani sol göz ile beyin arasındaki ilişki bozulmuş. Şaşılık ameliyatlarında yüzde yüze yakın başarı elde ediyoruz. Hastamızın operasyonu da çok başarılı geçti. Şaşılık tedavisine ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi tabi ki ama önemle belirtmek istiyorum ki, şaşılık tedavisi için hiçbir yaş geç değil’ şeklinde konuştu.


DSC_0017-1200x800.jpg
01/Ağu/2018

Atagöz Göz Sağlığı Dal Merkezi Kurucu Ortaklarından Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Melih Türe bebeklerde ve çocuklarda göz kapağı düşüklüğünün önemsenmesi gerektiğini belirterek ‘göz kapağı düşüklüğü kalıcı göz tembelliğine sebep olabilir’ dedi.
Bebeklerde doğuştan gelen göz kapağı düşüklüğünün nedenini çok iyi araştırmak gerektiğini, sebebin göz kapağı kaslarının çalışmamasından, nörolojik bir durumdan ya da kas hastalıklarından kaynaklanabileceğini ifade eden Op. Dr. Melih Türe, ‘Göz kapakları vücudun en dinamik organlarından birisidir. Gözün nemliliğini sağlamak, korumak, gözün ön yüzeyini temizlemesi açısından göz sağlığının temel taşlarındandır. Göz kapağı refleks olarak dakikada 12 -16 arasında sürekli açılıp kapanan bir dokudur. Göz kapağını arabanın sileceği gibi düşünürsek bütün göz yüzeyini koruyan, gözün nemliliğini ve mükemmel görüşü sağlayan bir dokudur.
Doğuştan göz kapağı düşüklüğü nedenlerini belirten Op. Dr. Melih Türe, ‘Bu genellikle doğuştan göz kapağını çalıştıran kasların gelişim bozukluğuna bağlı olarak meydana geliyor. Tedavisi kesinlikle cerrahi, burada önemli olan ameliyatın zamanına karar vermek. Başarılı sonuç alabilmek için hastanın doğru tanımlanması gerekiyor. En sık rastlanan doğuştan göz kapağı kaslarının çalışmaması olsa da nadir olarak göz kapağı düşüklüğünün nedeni nörolojik ya da kas hastalıkları da olabiliyor’ dedi.
‘Çocuğum Öğrenmiyor Demeyin Göz Muayenesine Getirin’
Tedavi sürecine geç kalındığında gözün ömür boyu tembel kalma riskinin olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Türe, ‘Tedavide temel ilke gözün tembel kalmasının önüne geçmek, göz kapağı düşüklüğünü ve tembellik riskini ortadan kaldırmaktır. Özellikle göz kapağı düşüklüğüne bağlı, tembellik gelişen çocuklarda göz kapağını ameliyatla yeniden normale çevirseniz bile tembellik ömür boyu kalıcı hal alabilir. Görmeyen göz öğrenemez, aileler göz kapağı düşüklüğünü önemsemediği takdirde, çocukluk döneminde hastanın yaşıtlarından daha geç öğrendiğini, okumaktan yazmaktan kaçındığını görüyoruz.’ dedi.
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Melih Türe göz tembelliğinin nedenlerini ve tedavi şekillerini şöyle açıkladı;
Tembellik iki nedenle meydana geliyor. Birincisi gözün göz bebeğini yani görme aksını kapatması sonucu görme kaybına bağlı göz tembelliği, bundan daha sık görülen ikinci neden ise göz kapağının yüksek astigmata yol açması. Eğer bu riskli durumlar varsa tıbben erken cerrahi yapılmak zorunda. Cerrahide de genellikle hastanın kendi kası çok az çalıştığı için ya bir slikon materyalle ya da hasta üç –dört yaşından büyük ise bacaktan aldığımız bir dokunun frontal askı cerrahisi dediğimiz göz kapağını alın ve kas kaşına bağlamak yöntemiyle tedavi ediyoruz. Bu tedavi ile göz kapağı yukarı kalkıyor. Ameliyatta önemli olan cerrahinin zamanlaması, cerrahinin şekli ve cerrahi sonrası bakımdır. Gözün kuru kalmaması için pek çok önlem almak ve yakın takip gerekiyor. Eğer gözde tembellik riski yoksa, göz kapağı düşüklüğüne bağlı estetik kaygıyı gidermek için önerdiğimiz operasyon zamanı hastanın ilkokula başlamadan önceki çağı.
Biz genellikle vakaları ailelerin bebeklik çağındaki göz kapağı düşüklüğünü önemsememesinden dolayı erişkin yaş grubuna doğru görüyoruz ve cerrahi tedavi ile düzeltiyoruz. Ailelerin göz kapağı düşüklüğüne bağlı tembellik riskinin olduğunu bilmesi ve tembelliğin önüne geçebilmek için erken tanının konarak, bir an önce cerrahi yapılması çok önemli. Tembellik geliştikten sonra bunun maalesef bir tedavisi olmuyor. Göz kapağı düşüklüğü fark edildiği zaman hemen muayene edilip, tembellik veya tembellik riski olup olmadığının değerlendirilmesi gerekiyor. Ailenin hem hastalığın tanınması açısından hem de tedavi süresince uyumlu olması da tedavi sürecinde büyük önem arz ediyor.
Gelişen Görme Kaybı Geri Gelmiyor
Üstünde durulması gereken hususun bebeklerde ve çocuklarda göz kapağı düşüklüğü olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Türe, ‘bebeklerde ve çocuklarda göz kapağı düşüklüğü önemli bir durumdur, ihmal edilmemesi gerekmektedir. Göz tembelliği geliştikten sonra yapılacak olan cerrahinin görme kaybını geri getirmek için sağlayacağı fayda yoktur’ dedi.


DSC_0003-1200x800.jpg
01/Ağu/2018

Yaz mevsiminde deniz havuz ve güneşin göz hastalıkları riskini arttırdığına vurgu yapan Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayfer Aksöz ‘Bakteriyel virutik ve alerjik göz hastalıkları için önlem alınmalı’ dedi .

Havuzlarda kullanılan dezenfektan maddelerin özellikle klorun, bünyesi alerjiye yatkın kişiler ve çocuklarda rahatsızlıklar yarattığını belirten Op. Dr. Ayfer Aksöz ‘Dezenfeksiyonda kullanılan klorun oranı önemli, fazla olursa vücut ile gözde alerji ve tahrişlere neden olur. Az olursa yeterli dezenfeksiyon sağlanamaz. Bu yüzden klorlaması düzgün yapılan ve su numunesi alınarak denetlenen havuzların tercih edilmesi gerekiyor. Havuzdan mikrop bulaşma riski denizden daha fazladır. Havuzda mikrobik konjonktivit, klora bağlı tahriş veya alerjik konjonktivit ortaya çıkabilir. Mikrobik konjonktivitler bakteriyel veya virutik olabilir. Konjonktivitli bir hasta 7-14 gün süre ile hastalığını başkalarına bulaştırabilir. Bu yüzden deniz veya havuza girmemesi uygundur. Enfeksiyonlu kişiler gözde kızarıklık, çapaklanma, kaşıntı, ağrı gibi şikayetlerle bize başvuruyorlar. Gerekli muayeneler ile tanı koyup tedavilerini düzenliyoruz’ dedi.

Çocuklar Çocuk Havuzuna Girmeli

Çocukların çocuk havuzuna girmelerinin uygun olduğunu belirten Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Aksöz çocukların havuza yüzücü gözlüğü ile girmelerini ve çıkınca mutlaka duş almalarını, bunu yetişkinlerin de uygulamalarını önerdi.


2560543-1200x639.jpg
16/Tem/2018

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tayfun Yeşilbakan, göz alerjilerinin önemine dikkat çekerek, alerjilerin göz üzerinde kalıcı hasarlara yol açabileceğini bu nedenle tedavinin önemsenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tayfun Yeşilbakan, göz alerjileri hakkında açıklamalarda bulundu. Alerji çeşitlerini çok farklı tipler olduğunu belirten Op. Dr. Yeşilbakan alerjiyi, “Temel olarak alerjen dediğimiz vücudumuzun savunma sistemini harekete geçiren makyaj, polen, kimyasal madde, toz ve sebebi bilinmeyen pek çok uyarıcının vücudumuzda oluşturduğu bir reaksiyon türüdür” diyerek tanımladı.

Alerjinin önemsenmesi gerektiğine vurgu yapan Op. Dr. Tayfun Yeşilbakan, “Çevresel şartlara karşın uyaranlar ile gözümüzde bir temas olduğunda gözde kızarıklık, batma, yanma, sulanma, kaşıntı gibi belirtiler meydana geliyor. Alerjinin çok farklı tipleri var. Bunlar bazen hafif bir reaksiyon şeklinde olabilirken, bazen de şiddetli, süregelen, sık tekrarlayan formlarda da gelişebiliyor. Vücudu alerjiye karşı çok duyarlı olan kişiler var, bunlarda alerji çok daha şiddetli, uzun süreli oluyor ve daha zorlayıcı bir tedavi süreci uygulanıyor. Bazı insanlarda hiç alerji olmamasına rağmen bazı insanlarda alerji gelişiminin en temel sebebi genetik yapısı, bünyesi ve çevresel şartlardır. Bu çevresel şartların tam olarak ne olduğu her zaman bilinmeyebiliyor. Biz bu faktörü tespit etmek için alerji immünoloji testi yapıyoruz. Bu testlerin sonucuna göre de özel immünoterapi dediğimiz, alerjiye karşı vücudumuzu duyarsızlaştıran bir tedavi protokolü uygulanıyor. Bu tedavi sistemi kişiye ve alerji türüne özel oluyor. Alerjiler atopik dediğimiz bünyesi çevresel koşullara karşı çok şiddetli ve hızlı reaksiyon veren kişilerde göz yüzeyine ciddi ve kalıcı hasarlar vererek görmede azlığına, bozukluğa sebebiyet verebiliyor” diye konuştu.

Alerjiden korunmak için ne yapmalıyız?

Alerjiden korunma yöntemlerini sıralayan Op. Dr. Yeşilbakan, “Alerji reaksiyon gösterdiğinde yüzümüzü bol soğuk su ile yıkamalıyız. Buradaki amaç göze temas eden alerjen maddeleri göz yüzeyinden uzaklaştırmaktır. Alerjik yapıda olan kişilere beyaz siperli şapka kullanımını tavsiye ediyoruz, buna ilaveten geniş güneş gözlükleri ve araçlarımıza taktıracağımız polen filtreleri, bu filtrelerin düzenli değiştirilmesi, aracımızı camları kapalı kullanmak da gözlerimizi alerjik maddelere karşı korur. Alerjiye sebep olan madde biliniyorsa eğer bu maddeden de yapabildiğimiz kadar kendimizi soyutlamalıyız. Önemle belirtmek istediğim bir husus var ki; dışarıdan alınan yabancı bir madde ilk kullanımda alerjiye sebebiyet vermemiş olabiliyor. İkinci kullanımda belki üçüncü kullanımda alerji meydana gelebiliyor. Bir madde bir kişide hiç alerji yapmayabiliyorken, ikinci bir kişide hafif dozajda alerjiye sebep olup, aynı madde üçüncü başka bir kişide şiddetli alerjiye sebep olabiliyor; yani hangi maddenin hangi kişide kaçıncı seferde alerji yapabileceği bilinemeyebilir” dedi.

Sonuç alınmazsa damla ve iğne tedavisi uygulanıyor

Yaşilbakan, şöyle devam etti:

“Alerjen vakalarda kişinin yaşı ilerledikçe vücudun verdiği reaksiyonun azaldığını gözlemliyoruz. Burada ortalama sınırı kırk yaş olarak belirlersek eğer kişilerin kırk yaşına kadar özellikle de çocukluk dönemlerinde alerjiye sebep olan faktörlere çok dikkat etmeleri gerektiğini, aksi takdirde göz yüzeyinde şiddetli hasarın meydana gelebildiğini, bu sebeple de düzenli hekim muayenesine gelmelerini öneriyoruz. Bazı tedavi yöntemlerinde uzun süre ilaç kullanıldığında yan etkiler meydana gelebiliyor. İlaçlar kortizon içeriyor, bu ilaçlar hekim kontrolüyle uygulanmazsa gözü yüzeyinde bozulmalar meydana gelebiliyor. Özelikle alerjisi uzun süren kişilerin muhakkak hekim muayenesi düzenini aksatmamasını önemle söylüyoruz. Kişilerde alerjinin dışında ek bir bulgu varsa, göz haricinde bölümlerle birlikte komplike olarak çalışıyoruz. Önce düşük aşamalı damla tedavisiyle başlıyoruz, eğer sonuç alınamazsa yüksek dozajlı damla ya da iğne tedavisi uyguluyoruz.”


Mehmet_Helvacioglu-1200x759.jpg
16/Tem/2018

Bıçaksız Cerrahi adıyla gerçekleştirilen göz ameliyatlarında her ne kadar ‘bıçaksız’ denilse de göze girişlerin elmas bıçak ile gerçekleştirildiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Helvacıoğlu, ‘Catalys’ yöntemi ile artık yüzde 100 bıçaksız cerrahinin yapıldığını vurguladı

Halk arasında ‘Robotik Cerrahi’ olarak da adlandırılan sistemin yüksek başarı oranlarına sahip olduğunu ve kendi aileleri için de tercih ettikleri bir sistem olduğunu dile getiren Atagöz Göz Hastalıkları Dal Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Helvacıoğlu, “Biz en son sistemde ‘catalys’ dediğimiz tam bıçaksız ameliyat yöntemini kullanıyoruz. Buna halk arasında robotik cerrahi ya da bıçaksız cerrahi de denilmektedir. Aslında bugüne kadar kullanılan sistemlerde bıçaksız ameliyatlar denildiğinde, fako ameliyatları bıçaksız olarak yapılıyor deniliyordu fakat sonuçta mutlaka göze girişler elmas bıçakla ya da özel bir takım enstrümanlarla yapılmaktaydı. Şimdi ise artık ‘catalys’ dediğimiz son teknoloji olan robotik cerrahide tam bıçaksız ameliyatlar yapabilmekteyiz. Bu sistemde göze girişlerin de lazer ile yapıldığı ve kataraktın alınması için ön aşama olan kapsülün açılmasının da lazer ile yapıldığı hatta kataraktın yani göz içi merceğinin fragmantasyon dediğimiz bölünmesi ve asfire edilmesi aşamalarının da tam olarak lazer ile yapıldığı bir yöntemden bahsediyoruz” dedi.

“Bu yöntem ile hata payı ortadan kalkıyor”
Tek ameliyat ile hem kataraktın alındığını hem de astigmatın ortadan kaldırıldığına dikkat çeken Op. Dr. Mehmet Helvacıoğlu, “Bu yöntem hata payını ortadan kaldırdığı için komplikasyon açısından çok minimum komplikasyon oranlarına sahip, bu yüzden çok güvenilir ve kişiye bağlı hataları da ortadan kaldıran çok mükemmel bir sistem. Biz ‘catalys’ ile yaptığımız ameliyatlarda özellikle yakın görme problemi olan hastaların gözlüklerinden kurtulmalarını sağlayabiliyoruz.Ayrıca ‘catalys’ dediğimiz bu yeni sistemde astigmatı olanların kornealarında özel lazer ile segmenter çizgiler oluşturarak korneanın şeklini normal kurvatürüne yaklaştırarak astigmattan da kurtarabiliyoruz. Ameliyat anında hem kataraktı alıyoruz hem de astigmatı sıfırlayabiliyoruz. Böylece kişinin hem uzak hem yakın hem de orta mesafeyi çok daha rahat görmesini sağlayabiliyoruz. Akıllı lenslerin göz içine uygun olup olmadığını ancak total olarak gözü önden arkaya kadar göz tomografisi ve değişik sistemlerle araştırarak ortaya koyabiliyoruz” şeklinde konuştu.

“Catalys bizim için kendi ailemize de uyguladığımız mükemmel bir yöntem”
Helvacıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben gözüme uzak-yakın mercek istiyorum’ diyen herkese bu lensleri uygulayamıyoruz. Özellikle sarı nokta hastalığı olanlarda ki bunlar yaş tip, kuru tip gibi pek çok alt gruba ayrılıyor ve sarı nokta hastalıklarının bazı tiplerinde uzak-yakın dediğimiz multifokal akıllı mercekler çok iyi sonuç vermeyebiliyor. Bu yüzden bazen tek gözde bazen çift gözde sarı nokta hastalığı olabildiği için, sarı nokta hastalığı hangi gözde daha baskın ise oraya monofokal yani tek odaklı diğer göze ise bazen multifokal mercek kullanarak yakını ve aynı zamanda uzağı da rahat görebilecek şekilde rehabilite edebiliyoruz. Yani kişiden kişiye farklı tedavi yöntemleri uygulanabiliyor. Herkesin gözüne multifokal mercek uygun olmayabilir. Onun için öncesinde çok ayrıntılı bir araştırmaya ve muayene yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Katarakt ameliyatlarında en güveniliri yakalamak için teknoloji hızla gelişiyor. Biz de teknolojiyi yakından takip ediyoruz ve en güvenli yöntemi kendi bünyemizde hastalarımıza uygulamak için gerekli tüm yatırımları yapıyoruz. En son ulaştığımız aşamada da ‘catalys’ bizim için kendi ailemize de uyguladığımız mükemmel bir yöntem, akıllı merceklerle çok olağanüstü sonuçlar alıyoruz.”

“Akıllı lensler ile hem uzak hem de yakın gözlüklerine veda ediyoruz”
Hem yakın hem uzak hem de orta mesafe görme bozukluklarını tek bir lens ile ortadan kaldırdıklarını ifade eden Helvacıoğlu, “40 yaş üstü yakını görme problemi olan kişilerde görme problemlerinin çözümünde görme lensini değiştirerek, akıllı lens göz içi merceklerini kullanıyoruz. Göz içi merceklerinde halkın Uzak Doğu mu, Çin malı mı, yerli mi, Amerikan malı mı diye kafasını karıştıran birçok soru var. Kötü lens göstermez, iyi lens çok iyi gösterir gibi söylemler mevcut, bunlar yanlış bilgiler. Akıllı lenslerde önemli olan lensin ultra viyola, X ışını, radyasyon gibi kötü ve zararlı ışınları ne kadar süzebildiği yani gözün retina tabakasını, sarı noktayı ne kadar koruyabildiğidir. Bir diğer husus da uzak-yakın görsel rehabilitasyonu açısından bifokal veya multifokal dediğimiz hem uzağı hem yakını hem de orta mesafeyi düzeltmesi, ameliyat sonrasında gözlük kullanımından kurtarması açısından farklı kategorilerde göz içi lensleri var” dedi.